Depolama iki işi aynı anda yapmak zorunda: eşyayı gözden uzak tutmak ve bazı eşyaları özellikle göz önünde bırakmak. İyi bir ev depolama düzeni bu ikisi arasındaki dengeyi kurar. Aksi halde ya her yüzey dolar ya da ev soğuk bir depo gibi görünür.
Aşağıdaki yöntemler, mobilya eklemeden önce sistemi kurmaya odaklanır. Kutu almak son adımdır, ilk adım değil.
Her eşyanın bir "görünürlük seviyesi" vardır. Bu seviyeyi doğru belirlersen hem düzen kalıcı olur hem de oda dekoratif durur.
Eşyaları üç gruba böl. Bu ayrım, nereye koyacağını neredeyse otomatik belirler.
Kural basit: ne kadar sık kullanıyorsan o kadar kolay ulaşılmalı. Günlük eşyayı kapaklı kutunun içine koyarsan iki hafta sonra kutu boş kalır, eşya masada olur.
Tek tip depolama sıkıcı ya da dağınık görünür. Doğrusu üçünü aynı odada dengelemektir.
| Tip | Ne için uygun | Dikkat |
|---|---|---|
| Açık raf | Kitap, bitki, seramik, çerçeve | Toz tutar; rafın %20-30'u boş kalmalı |
| Camlı / hasır sepetli | Karışık ama sık kullanılan eşya | Sepetleri etiketle, yoksa unutulur |
| Kapalı dolap | Kablo, evrak, temizlik, yedek | İç bölmelendirme yapılmazsa yığın olur |
Pratik oran: bir duvarda kapalı depolama açık depolamanın en az iki katı olsun. Göz o zaman dinlenir. Küçük alanlarda dekorasyon teknikleri konusunda da aynı mantık geçerlidir; kapalı yüzey arttıkça mekân büyük görünür.
Dolu bir raf depo, %70 dolu bir raf dekordur. Rafı doldururken şunları uygula:
Her odanın kendine has "dağınıklık kaynağı" vardır. Çözüm de oraya özel olmalı.
Salonda dağınıklığın kaynağı genelde kablolar, dergiler ve çocuk eşyalarıdır.
Modern salon dekorasyonunda bütünlük istiyorsan sepet ve kutuları aynı renk ailesinden seç. İki renkten fazlası dağıtır. Renk kararsız kaldığında odalar için renk seçimi mantığını depolama kutularına da uygula.
Bu iki alan nem, sıcaklık ve yüksek kullanım nedeniyle en hızlı bozulan yerlerdir.
Mutfak dekorasyonu ve fonksiyonellik dengesinde altın kural: tezgâh üstünde en fazla üç obje kalsın. Gerisi dolaba.